Davala’dan yaylım ateşi!

Galatasaray’daki antrenörlük görevine kulüp yönetimi tarafından son verilen Ümit Davala, Türkiye Spor Yazarları Derneği’nin (TSYD) Levent’teki sosyal tesislerinde basın toplantısı düzenledi. Davala’nın konuşmalarını Ajansspor.com derledi.

Sözlerine, daha önce Galatasaray, Milan ve Almanya’da yaşadığı başarıları anlatarak başlayan ve Pro lisans sahibi bir antrenör olarak Ümit Milli takımı bırakarak Galatasaray’a yardımcı antrenör olmayı “Galatasaray’a olan sevgisiyle” kabul ettiğini belirten Davala, bu süreçte Skibbe’nin yardımcılığını özveri ile yaptığını belirtti.

Daha sonra olayların gelişimi hakkında bilgi veren Davala, görevden alındığının kendisine bildirilme süreci hakkında şunları anlattı;
“10 Ekim 2008 Cuma günü Florya’ya saat 09.30’da geldim, 10.30’da idman başlıyordu. O gün PAF takımı ile A Takım maçını hakem olarak yönettim. O gün maçı Skibbe ile Genel Müdür Adnan Sezgin de izledi. İdman sonrası tesislerde öğle yemeğini birlikte yedik. Daha sonra Sezgin bana sözlü olarak Edwin Boekamp’la birlikte işimize son verildiğini söyledi. Ben Sezgin’e nedeninin sorduğumda ise hiçbir neden belirtemedi.”

“Hocamız Skibbe ise aynı saatlerde Almanya – Rusya maçını izlemek üzere kulüpten ayrılmıştı. Hocamı telefonla aradığımda telefonu kapalıydı, sanırım uçaktaydı. 1 saat sonra kendisi aradı ve gelişmeleri hocama aynen ilettim. Skibbe de Almanya’ya gitmeden önce Sezgin’le bir görüşme yaptığını ve benden memnun olduğunu ilettiğini, görevden alınmama anlam veremediğini söyledi. Skibbe, ayrıca Sezgin’e konuşmalarında, ‘Dönüşümüzde konuyu değerlendiririz’ dediğini de bana söyledi. Ben 1 saat sonra medyaya yapılan açıklamada Boekamp ve benim istenilen düzeyde performans veremediğim için ayrıldığımızı öğrendim.
Edwin de aynı maça gitmek için Türkiye’den ayrılmıştı. Kendisi ile görüştüğümde, bir arkadaşından olayı duyduğunu ve çok şaşırdığını söyledi. Edwin de, profesyonel bir takımın bunu yapmasını yakıştıramadığını söyledi.”

Daha sonra Başkan Adnan Polat’ın medyaya yansıyan açıklamalarını da değerlendiren Davala, şunları ifade etti;
“Bana yapılanları asla hak etmedim. Medyadan, olaydan sonra defalarca açıklama yapmam istendi. Ama G.Saray’a olan sevgim ve mesleki ahlakım nedeni ile sustum. Bu süreçte gerçekleri ifade eden tüm medya mensupları ile spor yazarlarına teşekkür ederim. Kamuoyu bana yapılan bu davranışın taktirini vermiştir.”

“Yaşananlar beni ve Galatasaray camiasını çok üzmüştür. Bu süreçte gerek tarafıma verilen desteği görmenin beni mutlu ettiğini ve G.Saray için yaptıklarımın beni gururlandırdığını ifade etmek isterim. Bu açıklamayı da yapmak istemezdim. Fakat Sayın başkan Adnan Polat’ın son 2 gündür yaptığı ve asla doğru ve etik olmayan açıklamaları üzerine, kamuoyu ve taraftarın bilgilenmesi için bu açıklamayı yapmayı uygun gördüm.”

“Sayın Polat benim uzun vadeli düşünmeyerek, memur zihniyeti ile görev yaptığımı, idmandan 10 dakika önce gelip 10 dakika sonra gittiğimi söylüyor. Bu sözleri duymak beni çok üzmüştür. Başkan Polat’a bazı hususları hatırlatmak isterim. Teknik direktör yardımcıları, teknik direktörlerin verdiği görevi yaparlar. Takım ile ilgili tüm kararlarda ben görüşümü teknik direktöre veririm ancak son sözü veren sadece teknik direktörlerdir. Verimli olup olmadığımı belirleyecek olan da teknik direktörümüzdür. Yetkili olmadığım bir yerde, benim verimli olmamamın söz konusu olmayacağını söylemek isterim. Teknik direktörüm verimli olmadığımı düşünüyorsa, bunu yöneyime iletir. Ama bunu istememiş ve Adnan Sezgin ile yönetime, benimle uyumlu ve verimli şekilde çalıştığımı ifade etmiştir. Bunu Skibbe’ye de sorabilirsiniz.

“Sayın Başkan Polat çok talihsiz bir açıklama yapmıştır. Buna cevap vermek bile beni üzmektedir. Ben memur olarak göreve gelmedim, teknik direktör yardımcısı olarak geldim. Teknik direktörlüğü bırakıp yardımcılığı kabul ettim. Bu görevi iyi bilen biriyim ve özveri ile yaptım.”

“Bunlar ışığında sayın başkanıma sormak istiyorum; 2 gündür medyaya verilen gerçekdışı bilgilerden, sizin Metin Oktay Tesisleri’ne yeterli veya hiç zaman ayırmamızdan ötürü bilginiz olmayabilir mi. Veya size birileri tarafından yanlış bilgiler olabilir mi? Ben, tesislere hiçbir zaman idmandan 10 dakika önce gelip, 10 dakika sonra gitmedim. Çeşitli toplantılarla, tesislerde yattığımdan haberiniz var mıydı acaba? Doğruları tespit edip bundan sonra doğru kararlar alacağınızı umuyorum. Biz görev aldığım süreçte, teknik heyet ve futbolcularla uyumlu ve keyifli bir çalışma yaptık. Hepsine teşekkür ediyorum. Galatasaray’a gönül bağım her zaman kalacaktır.”

Davala daha sonra medyanın sorularını yanıtladı ve Bursaspor maçında Yusuf hakkında Skibbe’ye bilgi vermediği iddiaları hakkında konuştu. Davala bu konuda;
“Yusuf olayı çok komik bir olay. Ben rakipler, futbolcular hakkında, yaptıklarım hakkımda her türlü bilgileri aktardım. Yusuf olayını da bu nedenle çok komik buluyorum. Bunun olmaması gerekliydi.” açıklamasını yaptı.

Davala başka bir soruya ise, asıl amacım Skibbe’yi istifaya zorlamak olabileceğini ima eden bir cevap da verdi;
“Skibbe’nin yardımcılarını almakla ne demek istediklerini herkes anlamıştır. Ona sormadan böyle şeylere kalkışılması her şeyi açıklıyor zaten. Biz beraber geldik ama hocamız devam edecektir. Zaten ben de etmesini istiyorum. Belki de amaç istifa etmesidir.”

“Futbolcular da beni arayıp üzgün olduklarını söylediler. Umarım bu olaylar Trabzonspor maçına yansımaz. Ben buraya Ümit Milli takımı bırakıp geldim ve uzun yıllar hizmet vermek istedim. Artık önümüzdeki yola bakıp aynı şekilde teknik direktör olarak yola devam edeceğim.”

Davala, konuşma boyunca “sayın” ifadesini kullanmadığı Genel Müdür Adnan Sezgin’in de Polat’a olayları aktaran kişi olabileceğini vurgulayarak;
“Bizimle sürekli birlikte olan isim Adnan Sezgin’di. Bu olaylar yaşanmışsa bu bilgileri o vermiş olabilir. 10 dakika önce geldiğim iddiasını Skibbe, oyuncular ve çalışanlara da sorabilirsiniz. Cuma günü idmanı yönettim ama perşembe karar alınmış zaten. O zaman bu kararı aldıysanız neden beni aramadınız. 24 saat telefonum açık. Bana karar bildirilebilirdi.”

Davala Skibbe’yi de överek, Alman teknik adamın başarılı olacağını belirtti;
“Skibbe antrenman bilgisi çok üst düzeyde bir isim. Genç yaşında olmasın rağmen çok deneyimli. 5 yıl Almanya milli takımında çalıştı. Leverkusen ve Dortmunt’ta çalıştı. Çok faydalı olacağnı düşünüyorum. Bu güçte birisi ve bunu da yapacaktır. İlk kez bu işi yapmıyor. Tecrübeleri var ve bunu kullanacaktır.

Davala sözlerini yönetimi Baros konusunda eleştirerek sürdürdü;
“Takımda çok sakatlık vardı. 12-13 sakatın olduğu bir ekipte, takım oluşturmak zordur. Sağ bekte neredeyse biz oynayacaktık, o durumdaydık. Şuan sakatların az olduğu dönemde daha başarılı olunabileceğini düşünüyorum.. Ama madem Şampiyonlar Ligi hedefi vardı, o zaman ben de şunu sorabilirim; Milan Baros’u neden Şampiyonlar Ligi maçları öncesinde almadınız? Şuan takımın gol kralı! Neden daha önce alınmadı?”

Davala Galatasaray’da eski futbolculara yapılanları da değerlendirerek, sözlerini noktaladı;
“Galatasaray’da bir çok futbolcuya zaten bu yapıldı. Ben Ümit Davala olarak bana yapılanlara çok üzüldüm. Çok farklı şeyler düşünüyordum. Çok farklı heyecanlar yaşıyordum. Bu karara saygılıyım elbette ama halen anlamış değilim.”

Gökhan Ünal: “Tek rakibim Semih”

Gökhan’ın Tamsaha dergisinde yer alan röportajı şöyle:

“Kayserispor’dan ayrılışının sebebi neydi? Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısından itibaren sanki arada bir soğuk savaş varmış gibi göründü dışarıdan bakıldığında. Takımın hedefleri seni tatmin etmemiş miydi?
“Kayserispor’la ilgili tüm bu olumsuz gelişmeler yaşanmadan önce, ben daha sezon başında yöneticilerle görüşüp “Gitmeme izin verin” demiştim. Onlar da beni kesinlikle göndermeyeceklerini, beni takımda görmek istediklerini belirttiler. Halbuki o dönem bana bilhassa yurtdışından çok ciddi teklifler geliyordu. Lens kulübü bonservisim için 6 milyon euro teklif etti ama Kayserispor bunu reddetti. Daha sonra, devre arası geldiğinde yönetim bana sözleşme uzatma önerisinde bulundu. Zaten bir yıl daha mukavelem bulunuyordu. Ben de hakkımı kullanarak bu teklifi kabul etmedim. Çünkü hedeflerim vardı ve bunları Kayserispor’da gerçekleştiremeyeceğimi anlamıştım. Ne kadar da uğraşsak da ligi 5. sıranın üzerinde bitiremedik. Yapılan kaliteli transferlere rağmen istenilen hava bir türlü yakalanamadı. Tüm bunları yönetimle açık açık konuştum ama onlar bunu anlamak istemedi ve bana türlü zorluklar çıkardı. Ben de bu yüzden sorunlar yaşamaya başladım. İkinci yarıda yedek kalmam teknik direktörden değil de yönetimin baskısından kaynaklandı. Bir nevi yıldırma politikası diyelim. Benim o dönemde yaptığım tek hata, Konyaspor maçında eldiveni fırlatmamdı. Herkes bu hareketimin hocamıza dönük olduğunu düşündü ama gerçekte sadece çok sinirlenmem sebebiyle yaptığım bir hareketti ve Tolunay Kafkas’la ilgisi yoktu. Evet, ben Kayserispor’dan ayrılmak istiyordum ama bu şekilde olsun istemezdim. Böyle olduğu için üzgünüm”

“İstanbul takımları seni ısrarla istemişti. Özellikle de Galatasaray. Ama sen Trabzonspor’u seçtin”
“Beni gerçekten isteyen bir takım aldı. Eğer bir takım, bir futbolcuyla ciddi anlamda ilgiliyse, gerekli bonservis bedeli neyse onu öder ve oyuncuyu alır. Trabzonspor bunu yaptı. Galatasaray’la da görüşmem oldu. Beni kadrolarında görmek istediklerini belirttiler. Ben de “Alırsanız seve seve gelirim” dedim ama iş orada kaldı. Trabzonspor’a transferim üç gün gibi kısa bir sürede gerçekleşti. Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Özak beni aradı, Trabzonspor Başkanı Sadri Şener’le görüştüm. Teknik Direktör Ersun Yanal da beni takımda görmek istediğini belirtti”

“Trabzon’da nasıl karşılandın?”
“Taraftarın ilgisi ve sevgisi çok üst düzeydeydi. Benden çok şey beklediklerinin farkındayım. Onların gösterdikleri sevgiye lâyık olmaya çalışacağım”

“6.5 milyon euroluk bonservis bedeli Türkiye için çok alışılmış bir rakam değil. Geçmişte yüksek bonservis bedeliyle transfer edilmiş oyuncuların bazen aşırı sorumluluk duygusu altında ezildiklerini ve verimli olamadıkları gördük. Sen bu konuda kendini nasıl hissediyorsun?”
“6.5 milyon euro bana çok abartılı bir rakam gibi geliyor. Açıkçası Trabzonspor’un ne kadar ödediğini ben de tam olarak bilmiyorum ama bence bu kadar yüksek değil. Baskı meselesine gelirsek, açıkçası Trabzon’da ve Trabzonspor’da çok güzel bir ortam buldum. Hiç yabancılık çekmedim. Yüksek bonservis bedeliyle gelen bir oyuncunun sıkıntılarına baktığımızda, Güiza örneğine eğilelim. O yabancı bir futbolu ve Türkiye’ye alışması için belli bir zaman gerekecektir. Oysa benim böyle bir ihtiyacım yok. Bonservisimin yüksek olması da beni strese sokan bir konu değil”

“Kayserispor kulüp olarak doğru yatırımlar ve atılımlar yapıyor muydu? Taraftarların kulübe olan desteği nasıldı? Bu konuda Trabzon’da bir fark hissettin mi?”
“Bence Kayserispor’un hataları oldu. Kayserispor’da çok güzel bir grubumuz vardı. Bu grup öyle sanıldığı gibi bölünmelere yol açacak bir oluşum değil, tek bir gruptu. Bu ekip yavaş yavaş dağıtıldı. Önce Bülent Bölükbaşı, daha sonra ben, kaleci Ivankov ve Johnson. Bunun sonucu olarak da takım gerilemeye başladı. Aslında o dönemde çok da iyi gidiyorduk, şampiyonluktan söz ediliyordu. O kadro elde tutulup yanlarına kaliteli takviyeler yapılsa belki şampiyonluk yakalanabilirdi. İnşallah ilerde bunun yüzünden sıkıntı çekmezler. Zaten kadro dağıtıldıktan sonra oynanan futbol da bence o grubun oynadığı futbolun kalitesinde değil. Taraftarların takıma olan ilgisine baktığınızda yine bizim dönemimizde çok yüksek olduğunu ve stadyumun dolduğunu görüyoruz. Şimdi ise taraftarın ilgisinde bir düşüş gözlemliyorum. En son Galatasaray’la oynadıkları maçı izledim. Taraftarlarda önceki dönemlere göre ciddi bir azalma vardı. Bunun sebebini tam olarak bilmiyorum ama umarım düşüş devam etmez. Trabzonspor’da ise bu sezon taraftarların takımdan beklentisi çok yüksek. Ama onlardan ricam bu beklenti takımı strese sokacak düzeye gelmesin. Çünkü yeni ve genç bir takımız. Yensek de yenilsek de bizi desteklerlerse ben inanıyorum ki bu takım çok güzel şeyler başaracak”

“24 sezondur şampiyon olamayan bir takıma gelmiş olmak, bir yandan ağır bir baskı altında da oynamayı kabullenmek anlamına gelmiyor mu?”
“Beni Trabzonspor’a çeken şey de bu özelliğiydi zaten. Galatasaray geçen sezon şampiyon olmuş. Fenerbahçe evvelki sezon bu başarıya ulaşmış. Onlar şampiyonluğa alışkın. Fakat Trabzonspor’u 24 sezon sonra şampiyon yapmak, unutulmazlar arasına girecek bir başarı olacak. “İşte bu kadro şampiyon oldu” denilecek. Bana öyle geliyor ki, bir kez şampiyonluk elde edilebilse, Trabzonspor’un hegemonyasını kurduğu dönemler geri gelecek. Hatta sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da başarı yakalanacağına inanıyorum”

“Umut’la ikinizin benzer özelliklere sahip olduğunuz ve birbirinizi tamamlamadığınız yazılıp çiziliyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?
“Ben bu iddialara katılmıyorum. Çünkü benzeyen çok özelliğimiz olsa bile birbirimizden farklı olduğumuz noktalar da var. Ben topla haşır neşir olmayı daha çok seviyorum. Bazı zamanlarda orta sahaya gelip top alıyorum. Umut daha çok uzun toplarla arkaya deplase olmayı seviyor. Top saklama özelliğim fazla olmasa da duvar olmayı seviyorum. Arkadaşlarıma gol attırmak da hoşuma gidiyor. Bu anlamda Umut’la bir uyum sorunu yaşayacağımızı düşünmüyorum”

Gençlerbirliği’nde beğenilmeyip Kayserispor’a gönderildiğin dönemde hocan Ersun Yanal’dı. O gün seni istemeyen Yanal, bugün Trabzonspor gibi hedefleri daha büyük bir kulüpte seni takımın kilit noktalarından birisi için istedi. Bu konuda neler söylersin?
“Ersun Hoca’nın beni istemediği doğru değil. O daha takımın başına gelmeden ben kafamda Gençlerbirliği’ni bitirmiştim. Çünkü yönetim beni yeterince desteklemedi. Ligde forma giyerken beni Utku Yılmaz adındaki arkadaşımla birlikte 3. Lig’e kiralık gönderdiler. Oysa beni takımda tutsalar, oynatsalar, ben şimdi Türkiye’de değil Avrupa’da futbol oynuyor olacaktım. Bu durum benim 2-3 yıl zaman kaybetmeme neden oldu. Ersun Hoca geldiğinde onunla 1 ay çalışabildim. Hiç hazırlık maçı da yapmadık, sadece kondisyon ağırlıklı idmanlar yaptık. Hocamız da o dönemde haklı olarak kendi istediği oyuncuları kadroya katmıştı. Kadroda şişkinlik istemiyordu. Ben de takımdan ayrılmak konusunda hevesli olunca olaylar kendiliğinden gelişti. Özetlesek, beni istemeyen Ersun Hoca değil, yönetimdi. Sonuçta Kayserispor’a gittim ve benim için daha iyi oldu. Her şeye rağmen o sezon gitmeyip Ersun Hoca ile çalışsaydım, bana katkısı çok fazla olacaktı”

“Trabzonspor bu sezon oldukça fazla sayıda oyuncu transfer etti. Bu tip takımların uyum sürecini atlatması da kolay olmaz. Bu açıdan baktığında, geldiğin günden bu yana takımın hangi aşamaya ulaştığını söyleyebilirsin?”
“23’e yakın transfer yapılsa da bunlardan 12-13 tanesi A takımda oynuyor. Geri kalanları pilot takımımız Trabzon Karadenizspor’a gönderildi. Geride kalan haftalarda uyum sürecini aşmış gibi gözüksek de hâlâ eksiklerimiz var”

Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş şampiyonluk yarışındaki en önemli rakipleriniz. Bugüne kadar ortaya konulan futbolu ve kadro yapılarını kıyasladığında Trabzonspor’u hangi noktada görüyorsun?
“Şu anda kendimizi ikinci sırada görüyorum. Beşiktaş geçen sezondan kalan, oturmuş bir kadroya sahip. Geçen yıldan beri görev yapan Ertuğrul Sağlam takımın başında. Galatasaray ve Fenerbahçe ise yeni teknik adamlarla anlaştı ve hocaların oyuncularını tanıması belirli bir süre alacak. Bu anlamda ligin en hazır takımı Beşiktaş diyebilirim. Ardından da biz geliyoruz”

“Sezonun en faydalı transferi sana göre kim?
“Bunun cevabını vermek için şu an erken. Sadece Song’un gelmesine çok sevindiğimi söyleyebilirim. Çünkü defansta onun gibi bir oyuncuya ihtiyaç vardı”

“Trabzon’da alışamadığın, farklı bulduğun bir şeyler var mı?
“Farklı bulduğum bir şey yok. Zaten idmandı, maçtı, kamptı derken gezmeye çok vaktimiz olmuyor. Ben zaten çok fazla gezmemeye Kayseri’den alışkınım. Trabzon’da da çoğunlukla evimde vakit geçireceğim gibi gözüküyor. Ağırlıklı olarak yemek ve sinemaya gitmek için dışarı çıkarım”

“Kariyer planlamanda bundan sonrası için neler var?
“Trabzonspor’a gelirken kendime iki senelik bir hedef koydum. Burada çok iyi şeyler başarmak ve daha sonra da Avrupa’ya gitmek istiyorum. İspanya Ligi’ni oyun stilim için de uygun bir lig olarak görüyor ve orada oynamak istiyorum”

“Bu sezonun gol krallığı yarışını nasıl görüyorsun? Kewell, Baros, Güiza, Bobo, Nobre, Holosko gibi yabancı golcülerin yanında sen ve Umut Türk oyuncuları temsil ediyorsunuz. Tabii bir de geçen sezonun gol kralı Semih var”
“Ben şu anda kendime ciddi rakip olarak sadece Semih’i görüyorum. Semih kendini geçen sezonlar içinde çok geliştirdi. İnşallah böyle de devam eder. Bir futbolcunun böyle gelişme göstermesi hem Türk futbolunun önünü açıyor hem de kendi aramızdaki rekabeti artırıyor. Ben formda olduğum zaman yapamayacağım şey yok. Alex’in 19 atarak kral olduğu sezon omzum kırıldı, sakatlandım ve ilk yarıyı 4 golle bitirdim. İkinci yarıda ise 12 gol kaydettim. Yeri geldi sakat sakat oynadım. Gol kralı olduğum sezon 25 gol attım. Geçen sezon en kötü dönemimdi, buna rağmen 11 tane gol attım. O problemleri zaten herkes biliyor”

“Sakatlığını bahane edip oynamadığın söylendi.”
“Ligdeki son 6-7 maçta forma giyemeyince böyle bir iddia ortaya atıldı. Ben böyle bir şeyi niye yapayım? Sonuçta tüm bu gelişmeler yüzünden Avrupa Şampiyonası’nı kaçırdım. Hem maddi hem de manevi olarak büyük kayba uğradım. Transfer olmak için böyle yapıyor dediler ama kasığımda çok ciddi bir yırtık vardı. Bu sezon sakatlık gibi bir şanssızlık yaşanmazsa, 20 gol barajını geçeceğimi düşünüyorum”

“Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında bazı maçlarda oynayamamak seni 2008 Avrupa Şampiyonası’ndan da uzak tuttu. Elemelerde oynayan bir oyuncu böyle önemli bir turnuvanın finallerinde yer alamayınca neler hissediyor?
“Öncelikle o kadroda yer alamadığım için çok üzüldüm. Kayseri’de yaşadığım problemler yüzünden orada yer alamadığımı biliyorum. Her işte bir hayır vardır diye düşünüyorum. Hiçbir zaman geçmişe takılı kalmam, bu yüzden geleceğe umutla bakmayı tercih ediyorum”

Sercan Yıldırım: “Manchester United beni istedi!”

Sercan’ın Tamsaha dergisinde yer alan röportajı şöyle:

Sercan bu sezon attığın gollerle Türk futbol kamuoyunun gündemine geldin. Seni biraz daha yakından tanımak istiyoruz. Futbolla nasıl tanıştığını anlatır mısın?
Kuzenim Berkay hasta Bursasporlu. Onunla yedi yaşından beri maçlara giderdim. Sonra Bursaspor altyapısına girdim. Atatürk Stadı’nda top toplayıcılık da yaptım. Beş sene öncesine kadar top topluyordum, bugün A takımdayım. Futbola ilk başladığımda bu benim için hobi gibiydi. Fakat işler yolunda gidince bunun mesleğim olmasına karar verdim. Ailem de beni çok destekledi.

Bursalı olman ve altyapıdan yetişmen dolayısıyla taraftarlar sana daha mı sempatik bakıyor?
Kesinlikle müthiş destekleri ve hoşgörüleri var. Sadece benim değil, altyapıdan çıkan diğer arkadaşlarımın da oynamasını en az bizler kadar istiyorlar. Biz de forma giydiğimizde onları mutlu etmek, onlara lâyık olmak için çabalıyoruz. Bu kentin insanları olarak Bursa’nın en iyi yerlere gelmesini en çok bizler isteriz.

Genç yaşına rağmen camianın senden beklentisi büyük. Bir an önce hünerlerinizi sergilemeniz ve Bursaspor’a katkıda bulunmanız bekleniyor. Bu beklenti üzerinizde bir baskı yaratıyor mu?
Henüz yaşım çok genç ama benimle ilgili beklentiler büyük. Hem ailemiz hem de taraftarlar takıma girmemizi bekliyor. Bu bir ölçüde baskı yaratıyor. Ama bizim küçük yaşımıza rağmen büyük düşünüp, profesyonelce davranmamız ve bunları aşmamız lâzım. Kendimize güvenerek basamakları çıkmalıyız.

Geçen sezon kendini göstermeye başlamıştın. Bu sezon ise Gençlerbirliği maçındaki performansın ve galibiyeti getiren gollerinle patlama yaptın. O karşılaşmadan biraz bahseder misin?
Sezona Hacettepe deplasmanında alınan galibiyetle başlamıştık. Gençlerbirliği maçını da kazanmak istiyorduk. Takımımızın cezası nedeniyle tribünlerde taraftarlarımızın bulunmaması bizim için dezavantajdı. Ama o gün iyi şeyler yapacağımı hissediyordum. Kaleci antrenörümüz Yaşar Duran benim Gençlerbirliği karşısında yıldızlaşacağımı söylemişti. Takım arkadaşım Kirita da iki gol atacağımı iddia etti. Bunlar benim için artı motivasyon oldu. Mücadeleyi benim gollerimle 2-0 kazandık. Ben de büyük mutluluk yaşadım.

Bu sezon Bursaspor nasıl bir performans gösterecek?
Öncelikle yeni kurulan bir takım olduğumuzu belirtmekte fayda var. Takıma çok sayıda yeni oyuncu katıldı. Şu anda uyum sürecini tamamlamak üzereyiz. Daha sonra çok daha iyi şeyler yapacağız. Bursaspor olarak hedefimiz bu sezon Turkcell Süper Lig’de ilk beş içinde yer almak ve Fortis Türkiye Kupası’nı kazanmak.

Bursaspor’a yeni gelen isimlerden biri de Türk futbolunun önemli yıldızlarından Yusuf Şimşek. Böyle yetenekli bir oyuncuyla birlikte oynamanın sana da katkısı olacak mı?
Kesinlikle, Yusuf ağabey cezası nedeniyle ilk üç maçta forma giyemedi. Ama antrenmanlarda onunla mükemmel bir uyum yakaladık. Bilekleri çok iyi ve müthiş bir futbol zekâsı var. Bana çok yararı oluyor. Mükemmel paslar atıyor ve beni pozisyona sokuyor.

Ne kadar zamandır milli formayı giyiyorsun?
Beş sene önce U15 Milli Takımı’nda yer aldım. O günden bu yana farklı kategorilerde milli oldum. 30’a yakın gol attım. Özel turnuvalarda iki kez gol kralı oldum ve en değerli oyuncu seçildim.

Son olarak Ümit Milli Takım’a çağırıldın ve Bursa’da kendi taraftarının önünde maç oynama şansını yakaladın. O karşılaşma senin açından nasıl geçti?
Gençlerbirliği maçında attığım goller ve iyi oyunumun ardından Ümit Milli Takım’a çağırıldım. Bursa’da Çek Cumhuriyeti ile önemli bir maç oynadık. O gün sakatlığımdan dolayı biraz ağrılarım vardı. Bu nedenle istediğim performansı sergileyemedim. Ama kendi taraftarımın önünde Milli Takım forması giymek benim açımdan çok anlamlıydı.

Ümit Milli Takım grubunu lider olarak tamamladı. Şimdi sırada baraj maçları var. Sen Avrupa Şampiyonası’na katılma şansınızı nasıl görüyorsun?
Ümit Milli Takım’da gelmiş geçmiş en yetenekli jenerasyonlardan biri buluştu. Birbirinden yetenekli oyuncular var. Ayrıca A Milli Takım’a giden Serdar Özkan ve Nuri Şahin’in de bize katılma durumu söz konusu. Eğer bu oyuncular da gelirse kesinlikle Avrupa Şampiyonası’na gideriz. Onlar gelmese de ben başarılı olacağımıza ve finallere katılacağımıza inanıyorum.

A Milli Takım’ın 2010 Dünya Kupası elemelerindeki şansı konusunda neler söylemek istersin?
Biz Euro 2008’de nasıl bir takım olduğumuzu herkese gösterdik. Bana göre Türkiye 2010 Dünya Kupası’nda da yerini alacaktır. Elbette ki bu kolay olmayacak. Ama biz zorlukların üstesinden gelebiliriz.

Hedeflerin neler?
Önce Bursaspor’a uzun süre hizmet etmem gerekiyor. Beni bu kulüp yetiştirdi, buranın ekmeğini yedim. Bursaspor sonrası hedef Avrupa. Yavaş yavaş ilerlemekte fayda var. Hemen Avrupa’ya gitmenin yararı olmayacağını düşünüyorum.

Basına Avrupa kulüplerinin seninle ilgilendiği yolunda haberler yansıdı. En ciddi teklifi hangi kulüp getirdi?
Manchester United aileme ve eski başkanımız Levent Kızıl’a teklifini iletti. Bunun yanı sıra Bursaspor’la benim transferim konusunda temas kuran başka kulüpler de oldu.

Fatih Serkan Kurtuluş kader birliği yaptığın arkadaşlarından biri. Onun Galatasaray’da başarılı olacağını düşünüyor musun?
Serkan’la çok küçük yaştan beri birlikteydik. Onun iyi yerlere gelmesini çok istiyorum. Ben Serkan’a güveniyorum. Başarılı olacağından da eminim.

Uzun süredir Genç Milli Takımlara giden bir oyuncu olarak dünya futbolunda yakın gelecekte hangi oyuncuların söz sahibi olacağını söyleyebilirsin?
Bu konuda takım arkadaşım Eren Albayrak’la zaman zaman sohbet ediyoruz. Ortak gözlemlerimizi aktarayım. Öncelikle Hollanda’da inanılmaz yetenekli oyuncular var. En çok göze batanlardan biri Pedro. Hollanda’nın Feyenoord takımında forma giyen Georginio genç kuşağın en yetenekli isimlerinden biri. Barcelona’da oynayan Bojan Krkic zaten adını duyurmayı başardı. Bir de Crystal Palace’da top koşturan İngiliz Moses var. O da çok kaliteli bir oyuncu.