Kartal Ukrayna yolcusu!

Hazırlıklarının İstanbul bölümünü bu akşam kendi tesislerinde yapacağı idmanla tamamlayacak olan siyah-beyazlılar, yarın (çarşamba) sabah özel uçakla Kharkov kentine hareket edecek.

Beşiktaş yarın akşam, maçın yapılacağı Metalist Stadı’nda son çalışmasını gerçekleştirecek. Antrenman öncesi teknik direktör Ertuğrul Sağlam basın toplantısı düzenleyecek.

Siyah-beyazlılar, İstanbul’da 1-0 yendikleri rakibi karşısında tur atlarsa, UEFA Kupası’nda gruplara kalacak.

Kenan Çelik: “Trabzonspor koleji mutlaka kurulmalıdır!”

Çelik, yaptığı açıklamada, Trabzonspor’un bir marka olduğunu ve bu markanın değerinin son günlerde sürekli olarak yükseldiğini ifade etti.

Futbolu futbolcuların oynadığını, ama o futbolcuları alan, değerlendiren, teknik direktörünü seçen, onlara parasını bir yerlerden bulup verenin yönetim kadrosu olduğunu belirten Prof. Dr. Çelik, şöyle devam etti:

“Bir takım düşünün ki dünyanın en iyi futbolcularından oluşuyor. Dünya karması gibi. Eğer onlara iyi bir teknik direktör bulunmazsa ve iyi yönetilemezse kısa sürede çöker. Trabzonspor yönetimi az zamanda, kıt kaynaklarla çok büyük işler yapmıştır. Bunu herkes söylüyor. Yönetime herkes destek oluyor. Benim izlenimlerime göre başkan ve diğer yöneticiler artık birinci işleri olarak Trabzonspor’u görüyor. Trabzonspor markasından çıkan ve o markayı ömür boyu gururla taşıyacak olan futbolcular hangi takıma giderse gitsin, Trabzonspor’un vitrinidir. Benim futbolcum değildi, iyi olmadığı için sattık gibi laflarla onları inkar edemezsiniz.”

“FUTBOL OYNAMAYA ZAMAN KALMIYOR”
“Profesyonel futbolcu olmak, sadece para karşılığı oynamak anlamında mıdır? Bu kadar basit midir?” diyen Çelik, şunları kaydetti:

“Yetiştirdiğiniz futbolcuların kafasının içi de profesyonel olmalıdır. Sadece ceza veririz korkusuyla, kafaların içini düzeltemezsiniz. Gerçek profesyonel futbolcuları yetiştirmek, eğitimlerine yatırım yapmaktan geçer. Türkiye’de Anadolu lisesi veya üniversite kazanmak için akşam sabah, okulda veya dershanelerde test çözmek zorundasınız. O zaman futbol oynamaya zaman kalmıyor. Futbolu tercih edenler de eğitimine devam edemiyor. O halde Trabzonspor ikisini bir araya getirmeli. Trabzonspor kolejini mutlaka kurmalıdır. Bu kolejde futbol veya diğer sporlarda yetenekli olan öğrencileri hem okutmalı, hem de futbolcu yapılmalıdır. Trabzonspor’a ve bu yönetime de yakışan budur.”

“TRABZONSPOR GİBİ BİR MARKADA TÜRKİYE’NİN EN İYİ ÖĞRETMENLERİ GÖREV YAPAR”
Koleji kurmak için maddi sorunun olacağını sanmadığını belirten Çelik, ”Geriye öğretmen kadrosu kalıyor. Trabzonspor gibi bir markaya ve ciddi bir kurumun kolejine en iyi öğretmenleri, Trabzon’dan veya başka illerden alabilirsiniz. Tüm öğretmenlere bir yılda ödeyeceğiniz para, Kiki Musampa’ya verdiğiniz para kadar olmaz” dedi.

Koleje gelecek öğrencilerin, özel okul paralarını da ödeyeceklerini ifade eden Çelik, şunları ifade etti:
“Paralı bir kolej olacak. Bunların yanında ücretsiz okutacağınız başarılı öğrenciler de olacaktır elbette. Hatta Anadolu liselerini kazananlar bile, parasız okutursanız bu koleje gelebilir. Kolej, Trabzonspor için çok büyük olmasa bile, kendi çapında para da kazandırır. Bu koleje yerli veya yabancı çok iyi ve çok sayıda spor hocaları alabilirseniz, işte o zaman gerçek profesyonel sporcuları yetiştirirsiniz. Trabzonspor’da pek çok ilke imza atmış başkana da bu yakışır. Bu atılımı bu yönetim atamazsa, bir daha böyle bir kolej kurulmayacak demektir. Sonuçta, hem çok futbolcu yetiştirirsiniz, hem de yetiştirdikleriniz gerçek profesyonel olur. Böyle futbolcuları takıma alırsanız şampiyon olursunuz. Fazlasını satarsanız, çok para kazanırsınız. Sattığınız bu futbolcular final maçında size gol atsa bile, gurur duyarsınız.”

Haber: Zafer SEL / AA

UEFA’dan Aydınus ve Gökçü’ye görev!

Futbol Federasyonu’ndan alınan bilgiye göre, Aydınus ve Gökçü, 4 Ekim’deki İtalya-Moldova ve 7 Ekim’deki Moldova-Litvanya karşılaşmalarında görev yapacak.

Fırat Aydınus ve Bülent Gökçü bugün (salı) Moldova’ya gidecek.

Ersun Yanal’ın grafiği yükseliyor!

Ersun Yanal yönetiminde geçen sezon 24 lig maçında 11 galibiyet, 10 mağlubiyet ve 3 beraberlik elde eden Karadeniz ekibi, bu sezon ise 5 maçta 4 galibiyet ve 1 beraberlik aldı.

Trabzonspor, Ersun Yanal yönetiminde toplam 29 maçta 15 galibiyet, 10 mağlubiyet ve 4 beraberlik elde etti.

BU SEZON YÜZDE 80
Ersun Yanal, sadece bu sezonki başarı grafiği değerlendirildiğinde yüzde 80′lik bir yüzde yakalıyor.

Trabzonspor, bu sezon teknik direktör Yanal ile ilk 5 haftada mağlubiyet yüzü görmezken 4 galibiyet elde etti.

9 MAÇTIR YENİLMİYOR
Trabzonspor, teknik direktör Ersun Yanal yönetiminde yaptığı son 9 lig maçında yenilgi yüzü görmedi.

En son geçen sezonun 30. haftasında İstanbul’da Galatasaray’a 1-0 mağlup olan bordo-mavililer, son 9 lig maçında 6 galibiyet, 3 beraberlik elde etti.

Osman Hattat: “Polat çok iyi bir başkan!”

Hattat, yaptığı açıklamada, Galatasaray yönetiminin bu sezon çok iyi transferler yaptığını vurgulayarak, Bu sene takım çok iyi. Türkiye Ligi için gereğinden fazla takviye yapıldı, inşallah Allah mahcup etmez” dedi.

Galatasaray’ın bu sezon en büyük şampiyonluk adayı olduğunu kaydeden Osman Hattat, şöyle devam etti:
“Tarafsız gözle baktığım zaman Galatasaray’ı en büyük şampiyonluk adayı olarak görüyorum. Ben kadroya inanırım. Fenerbahçe’nin şampiyon olduğu yıllarda bakıyorsunuz kadrosu sizden daha iyi. UEFA Kupası’nı kazandığımız sezon Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın toplamı kadar oyunculara para verdik. O kalitede oyuncuları kullandık. Bu iş kadro, kalite işidir.”

“SKİBBE BAŞARIYA AÇ”
Osman Hattat, zaman zaman eleştirilen Galatasaray Teknik Direktörü Michael Skibbe’yi iyi bulduğunu söyledi.

İlk haftalarda sendelemelerin olabileceğini ifade eden Hattat, “Skibbe başarıya daha aç, genç bir arkadaş. İlk haftalar sendelemeler olabilir, bunlar normaldir. Fenerbahçe, Avrupa şampiyonu İspanya’nın teknik direktörü Luis Aragones’i getirdi, çok tecrübeli antrenör olduğu söyleniyor, ama 3 deplasmanda 3 mağlubiyet aldı. Böyle şeyler yaşanabiliyor. Skibbe’yi çok olumlu buluyorum” diye konuştu.

“POLAT ÇOK İYİ BİR BAŞKAN”
Osman Hattat, Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat’tan da övgüyle söz ederek, Polat’ın camiayı kucakladığını, kimseyle hesaplaşmadığını kaydetti.

“Adnan Polat çok iyi bir başkan” diyen Hattat, “Maalesef daha önceki başkanlarımızın 1-2 tanesinin yapmadığı şeylerin hepsini yapıyor ve camiayı mükemmel kucaklıyor. Herkesle dost, arkadaş. Kimseyle hesaplaşmıyor. Çok iyi bir başkanlık örneği gösteriyor. Galatasaray’ın borçları ya da içinde bulunduğu mali durum Baros, Kewell gibi yıldız oyuncu transferleri yapmaya engel değildi. Adnan Polat çok doğru yolda ilerliyor” şeklinde konuştu.

“UEFA KUPASI’NI KAZANMAK KOLAY DEĞİL”
UEFA Kupası’nı kazanmanın kolay olmadığını anlatan Hattat, “UEFA Kupası gibi eleminasyon usulu yapılan kupaları kazanmak kolay değil. İyi olacaksınız, şansınız olacak, Allah yardım edecek. 2000 yılında takım iyiydi, hoca iyiydi, yönetim iyiydi. Şanslı olduğumuz maçlar oldu. Hem de Allah çok yardım etti. Başka türlü o kupaları kazanmak kolay değil” diye konuştu.

Bu sezon Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda UEFA Kupası finali oynamanın hoş olacağını dile getiren Osman Hattat, sözlerini şöyle tamamladı:
“Fenerbahçe de bizim dostumuz, onların evinde final oynamak ayrı bir keyif verir. UEFA Kupası’nı kazandığımız zaman Fenerbahçeli, Beşiktaşlı arkadaşlarımız en az bizim kadar sevindiler. İnşallah bu sezon da kısmet olursa, onlar bizden daha fazla sevinecektir. UEFA Kupası’nı biz kazanamazsak, Beşiktaş alsın. İnşallah Fenerbahçe de Şampiyonlar Ligi’ni kazanır. Bunlar Türkiye için önemli şeyler. UEFA Kupası’nı kazandığımız zaman Fenerbahçeli, Beşiktaşlıların bizimle beraber sevindiğini gördüğümde bunları daha iyi anladım, fanatikliğim azaldı.”

Tolunay Kafkas: ‘İşimizin zor olduğunu biliyorum’

Kafkas, şunları söyledi:

“İlk maçımızı Kayseri’de 2-1 kaybettik, ama rövanş için umudumuzu asla kaybetmedik. İşimizin zor olduğunu biliyorum, ama umutsuz da değilim. Sakatlık nedeniyle eksiklerimiz var, ama eksiklerin yerini dolduracak genç futbolcularımız da var. Yüreğimizi ortaya koyup, bu maçı kazanmak istiyoruz. Tur atlamaya çalışacağız. Rövanş maçından umutluyum.”

Kayserispor Başkanı Recep Mamur da gençlere güvendiğini belirterek, “Rakibimizin gücünü biliyoruz, ama bizim de genç bir kadromuz var. Paris’e tur atlamak umuduyla gidiyoruz. Kaybedersek bu dünyanın sonu değil. Bu maçta sürpriz yaparsak kimse şaşırmasın” diye konuştu.

FENERBAHÇE - DINAMO KIEV

FENERBAHÇE - DINAMO KIEV

Saat
21:45

Stat
Şükrü Saracoğlu

Hakem
Thomas Einwaller (Avusturya)

Yardımcı Hakemler
Roland Heim - Norbert Schwab (Avusturya)

4. Hakem
Thomas Prammer (Avusturya)

UEFA Delegesi
Kazimierz Oleszek (Polonya)

UEFA Hakem Gözlemcisi
Volker Roth (Almanya)

Canlı Yayın:
Star / Televizyon

MUHTEMEL 11′LER

Fenerbahçe
Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Edu Dracena, Diego Lugano, Roberto Carlos, Kazım Kazım, Emre Belözoğlu, Claudio Maldonado, Uğur Boral, Alex de Souza, Daniel Guiza

Dinamo Kiev
Olexandr Shovkovskiy, Betao, Ognjen Vukojevic, Olexandr Aliyev, Ismael Bangoura, Roman Eremenko, Pape Diakhate, Taras Mikhalik, Andriy Nesmachniy, Milos Ninkovic, Ayila Yussuf

Şampiyonlar Ligi’nde bu sezon grupta kendi sahasındaki ilk maçına çıkacak olan sarı-lacivertliler, taraftarların da desteği ile karşılaşmadan galibiyetle ayrılmayı hedefliyor. Dinamo Kiev maçı öncesinde sarı lacivertlilerde sakatlığı bulunan Semih ile Josico karşılaşmada forma giyemeyecek. Sakatlıktan kurtulan Edu’nun, yarınki maçta savunmadaki yerini alması bekleniyor.

Yattara: ”Beni Trabzon gönderdi!”

LİG TV muhabiri Can Karyağdı’ya çok çarpıcı açıklamalar yapan Yattara Trabzonspor taraftarlarına mesaj gönderdi ve kendisi hakkında yapılan yorumları değerlendirdi.

“Şimdi gidiyorum. Ama futbolu Trabzonspor’da bırakacağım” açıklamasını yapan Yattara bunun yanı sıra kendisini Trabzonspor’un gönderdiğini söyledi. Bu yüzden kendisinin de gitmeye karar verdiğini sözlerine ekleyen Gineli futbolcu bu kararı sadece para için değil çocuklarının geleceği için aldığını söyledi.

İşte Yattara röportajından açıklamalar:
“TRABZONSPOR’U UNUTMAM”
“Ben Trabzonspor’a teşekkür ediyorum. 5 sene oynadım. Teklif geldi Trabzon benden önemli bir para kazanacak. Bundan dolayı çok mutluyum. Beni 300 bin Avroya alıp 10 milyon Avroya sattılar. Ben kariyerimi Trabzonspor’da elde ettim. Ama üzgünüm tabii ki… Ben ayrılıyorum ama kalbim hep burada kalacak. Eğer Trabzonspor şampiyon olursa ben çok seveneceğim. Ben Trabzonspor’u unutmam.

“PARA İÇİN GİTMİYORUM”
“İlk geldiğimde 150 bin dolar alıyordum yıllık. Daha sonra 170 ve 3.sene 200 bin dolar almaya başladım. En son olarak 1 milyon 300 bin Euro oldu. Ama Katar takımı 2 milyon Euro veriyor. 28 yaşıma geldim. Bu zamandan sonra maddiyat benim geleceğim ve ailem için önemli. Ben Gine’de birçok insana bakıyorum. bu transfer benim için çok önemli. Umarım Trabzonlular beni anlarlar. Para için gitmiyorum. Çocuklarım orada Fransız okuluna gidecekler ama Trabzon’da bunu sağlayamadılar. Bana söz verdiler ama yapmadılar burada. 1 milyon Euro da verseler gidecektim çocuklarım için. Çocuklarım Türk okuluna gidiyorlar ama bizim dil Fransızca. Futbol böyle. Ayrılıklar oluyor her zaman. Ben ilk defa bir takımda bu kadar uzun süre oynadım. Ben Trabzon için faydalı oldum. Ben burada kalmak isterdim ama ailemi de düşünmem lazım. Bu yüzden ileriye de bakmam lazım”

“BENİ TRABZONSPOR GÖNDERDİ”
Ankaraspor maçında sonra istediğim performansı gösteremedim. Sabah idmana gittim. Caner Bey beni çağırdı ve Katar’dan teklif geldiğini söyledi. Beni satabileceklerini söylediler. Şimdi ben bu durumda gitmiyorum diyemezdim. Onlar bana ‘Seni satabiliriz’ dediler. Ben de sustum. Ben gitmek istemedim. Trabzonspor beni gönderdi. Roma beni istedi ben kabul etmedim. Paris St. Germain, St.Etienne teklif getirdi. İstemedim”

“GEÇEN SENE DE AYNI TEKLİF VARDI”
“Benim için para önemli değil. Ben geçen sene de gidebilirdim. Katar kulübü geçen sene de aynı parayı vermişti ama ben gitmemiştim. Ama beni bu kez kendileri göndermek istediler. Başkanı aradığım ve gitmek istediğimi söyledim doğru ama ben onların bu davranışı üzerine bu sözü söyledim. Sonuçta ilk olarak onlar beni göndermek istedi.”

“Katar futbolu hakkında çok bilgim yok. 10 takım var. Menajerler bana anlatacak. Benim için problem yok. Ayağım biraz ağrıyor ama 1-2 haftaya iyileşirim. İnşallah çok iyi olur. Gineli Pascal da aynı takımda oynayacak”

“GERİ DÖNMEK İSTERİM”
“Ben her zaman Trabzon için göreve hazırım. Belki futbolu burada bırakacağım. Umarım futbolu Trabzon’da bırakırım. Trabzon da beni inşallah kabul eder. Geri dönmek isterim”

“SAHAYA ÇIKAMAZDIM”
“Ben bu sene hiç para sıkıntısı çekmedim Trabzon’da. Paraları maaşları verdiler. Söz verdikleri arabayı da verdiler. Beşiktaş maçından önce arabayı da verdiler. Beşiktaş maçı öncesi ayağım çok ağrımıştı. BEn bunu hocaya söyledim. İlk 15 dakika oynayıp çıksaydım çok üzülürdüm. Ben kendime güvenmiyordum. Sahaya çıkamazdım. Ayağım çok ağrıyordu”

“KÖFTE, PİRZOLAYI ÇOK ÖZLEYECEĞİM”
“Ben gerçekten Trabzon’u çok seviyorum. İnsanları, arkadaşlarımı, Hasan Üçüncü’yü çok özleyeceğim. Barış Memiş, Zeki Ayvaz bu futbolcuları ve herkesi çok özleyeceğim. Trabzon’dan ayrıldığım için çok üzgünüm. Köfte, pirzola bunları çok özleyeceğim. Nihat Usta’yı arayacağım o bana kargoyla gönderecek.

“Barış çok iyi futbolcu olacak. Biraz kendisine bakması lazım. O daha çok genç 19 yaşında. Trabzon Barış’a inanmalı. Büyük futbolcu olacak. Özel hayatına dikkat etmeli. 1-2 sene sonra daha büyük takımlarda onu görebiliriz”

“Lig yeni başladı. Uzun bir maraton var. Trabzon da iyi başladı. Uzun süreden beri böyle şeyler görmemiştik. Manisa, Sivas iyi başladılar daha önce sonra düşüşe geçtiler. Umarım biz bunları yaşamayız”

“CİSSE BENİMLE GÖRÜŞTÜ”
“Benim Katar’dan İstanbul’a dönme gibi bir durumum yok. Ben gidip futbolu Katar’da oynayacağım. Ben Türkiye’de başka bir takıma dönmek istemiyorum. Türkiye’de hiçbir takımla görüşmedim. Bir maç öncesi Cisse benimle görüştü ve Beşiktaş’a gelmem gerektiğini söyledi. Ama o futbolcu yönetici değil.”

“ADIM İBRAHİM YATTARA ÜÇÜNCÜ OLACAK”
“Ben hala Türk vatandaşlığını almak istiyorum. Benim ismim İbrahim Yattara Üçüncü olacak. Çünkü Hasan Üçüncü’yü çok seviyorum. Ailem de bu kararıma saygı gösterdi”

“EN ÇOK PROBLEMİ ZİYA HOCA İLE YAŞADIM”
“En çok problemi Ziya Doğan’la yaşadım. Ama herkesin karakteri farklı. Ziya hocanın karakterini herkes biliyor Türkiye’de. Bizim işle onun işi farklı. O ne isterse biz onu yapmaya çalışıyoruz. Ersun Yanal çok iyi bir hoca. Onu çok seviyorum”

YATTARA’DAN SON MESAJ: “ELVEDA”
“Gitmem gerekiyordu. Ailem, çocuklarım… Lütfen beni kötü anlamasınlar. Şimdi gidiyorum ama futbolu Trabzon’da bırakacağım. Umarım Trabzon şampiyon olur. Güle güle…”

Beşiktaş’a öneri: “Renklerini değiştir”

Duygu Can - AA

Yurt içi ve yurt dışında uzun yıllar araştırmalar yapan Renk Center Psikolojik Danışmanlık Eğitim Merkezi’nin sahibi renk bilimci Metin Yahya Üster, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Beşiktaş’ın simgesi haline gelen siyah ve beyazın aslında birer renk olmadığını öne sürdü.

”Bize göre Beşiktaş’ta renk yok. Çünkü siyah ve beyaz renk literatüründe renk olarak kabul görmüyor” diyen Üster, beyazın, renkleri meydana getiren bir çıkış noktası, siyahın ise renklerin kaybolduğu karanlık bir alan olduğunu ifade etti. Üster, renk biliminin meydana gelişinde beyazın anaç olarak doğurgan bir renk potansiyeline sahip, temizlik, şeffaflık ve romantizm salgılamasına rağmen beyazda aktif bir güç olmadığını söyledi.

Üster, siyahta ise ölümü getiren, matemle iç içe olan, olumsuzluğu salgılayan bir enerji olduğunu savunarak, şöyle konuştu:
”Bize göre Beşiktaş’ta renk yok. Çünkü siyah ve beyaz renk literatüründe renk olarak kabul görmüyor. Bir futbol takımının futbolcularının ten temaslı giydiği forma renklerinin sahada futbolculara enerji vereceğini düşünürsek, bunu yasal doping olarak kabul edebiliriz. Renkler bir kulübün sahip olduğu enerji potansiyelleridir. Logo renklerinden tutun kulüpteki bütün renk görünümünün veya renksizliğin, o kulübü olumlu ve olumsuz yönde etkileyeceğinden kimsenin şüphesi olmasın.”

Beşiktaş’ın kurulduğu günlerde kırmızı rengi de kullandığını belirten Üster, ”Beşiktaş’ın rüşdünü ispatladığı dönemlerin, o dönemler olduğunu saptıyoruz. Sonra çeşitli sebeplerden ötürü kulübün kırmızıyı terk edip renksizliğe dönüşüyle enerji gücünü kaybettiğini biz uzmanlar olarak tespit etmekteyiz” dedi.

Üster, kulübün renklerini değiştirmesini ya da ‘’siyah-beyaz” yerine ”beyaz-siyah” olarak anılmasını önerdi. Beşiktaş’ın ‘’siyah-beyaz” olarak anılmasının enerji gücünün daha da düşmesine neden olduğunu iddia eden Üster, amaçlarının ”biz beyazla doğduk, siyahla öleceğiz” duygusunu benimseyen Beşiktaşlılara ve bütün Beşiktaş camiasına katkıda bulunmak olduğunu ifade etti. Beşiktaş gibi siyah-beyaz formayla mücadele eden Juventus’un başarılarında ise ekonomik durumunun ön plana çıktığını kaydeden Üster, Beşiktaş’ın ”Kırmızı-turkuaz, turuncu-mavi, sarı-mor, yeşil-koyu pembe” renk gruplarından birini kullanmasını önerdi.

Gökhan Ünal: “Tek rakibim Semih”

Gökhan’ın Tamsaha dergisinde yer alan röportajı şöyle:

“Kayserispor’dan ayrılışının sebebi neydi? Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısından itibaren sanki arada bir soğuk savaş varmış gibi göründü dışarıdan bakıldığında. Takımın hedefleri seni tatmin etmemiş miydi?
“Kayserispor’la ilgili tüm bu olumsuz gelişmeler yaşanmadan önce, ben daha sezon başında yöneticilerle görüşüp “Gitmeme izin verin” demiştim. Onlar da beni kesinlikle göndermeyeceklerini, beni takımda görmek istediklerini belirttiler. Halbuki o dönem bana bilhassa yurtdışından çok ciddi teklifler geliyordu. Lens kulübü bonservisim için 6 milyon euro teklif etti ama Kayserispor bunu reddetti. Daha sonra, devre arası geldiğinde yönetim bana sözleşme uzatma önerisinde bulundu. Zaten bir yıl daha mukavelem bulunuyordu. Ben de hakkımı kullanarak bu teklifi kabul etmedim. Çünkü hedeflerim vardı ve bunları Kayserispor’da gerçekleştiremeyeceğimi anlamıştım. Ne kadar da uğraşsak da ligi 5. sıranın üzerinde bitiremedik. Yapılan kaliteli transferlere rağmen istenilen hava bir türlü yakalanamadı. Tüm bunları yönetimle açık açık konuştum ama onlar bunu anlamak istemedi ve bana türlü zorluklar çıkardı. Ben de bu yüzden sorunlar yaşamaya başladım. İkinci yarıda yedek kalmam teknik direktörden değil de yönetimin baskısından kaynaklandı. Bir nevi yıldırma politikası diyelim. Benim o dönemde yaptığım tek hata, Konyaspor maçında eldiveni fırlatmamdı. Herkes bu hareketimin hocamıza dönük olduğunu düşündü ama gerçekte sadece çok sinirlenmem sebebiyle yaptığım bir hareketti ve Tolunay Kafkas’la ilgisi yoktu. Evet, ben Kayserispor’dan ayrılmak istiyordum ama bu şekilde olsun istemezdim. Böyle olduğu için üzgünüm”

“İstanbul takımları seni ısrarla istemişti. Özellikle de Galatasaray. Ama sen Trabzonspor’u seçtin”
“Beni gerçekten isteyen bir takım aldı. Eğer bir takım, bir futbolcuyla ciddi anlamda ilgiliyse, gerekli bonservis bedeli neyse onu öder ve oyuncuyu alır. Trabzonspor bunu yaptı. Galatasaray’la da görüşmem oldu. Beni kadrolarında görmek istediklerini belirttiler. Ben de “Alırsanız seve seve gelirim” dedim ama iş orada kaldı. Trabzonspor’a transferim üç gün gibi kısa bir sürede gerçekleşti. Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Özak beni aradı, Trabzonspor Başkanı Sadri Şener’le görüştüm. Teknik Direktör Ersun Yanal da beni takımda görmek istediğini belirtti”

“Trabzon’da nasıl karşılandın?”
“Taraftarın ilgisi ve sevgisi çok üst düzeydeydi. Benden çok şey beklediklerinin farkındayım. Onların gösterdikleri sevgiye lâyık olmaya çalışacağım”

“6.5 milyon euroluk bonservis bedeli Türkiye için çok alışılmış bir rakam değil. Geçmişte yüksek bonservis bedeliyle transfer edilmiş oyuncuların bazen aşırı sorumluluk duygusu altında ezildiklerini ve verimli olamadıkları gördük. Sen bu konuda kendini nasıl hissediyorsun?”
“6.5 milyon euro bana çok abartılı bir rakam gibi geliyor. Açıkçası Trabzonspor’un ne kadar ödediğini ben de tam olarak bilmiyorum ama bence bu kadar yüksek değil. Baskı meselesine gelirsek, açıkçası Trabzon’da ve Trabzonspor’da çok güzel bir ortam buldum. Hiç yabancılık çekmedim. Yüksek bonservis bedeliyle gelen bir oyuncunun sıkıntılarına baktığımızda, Güiza örneğine eğilelim. O yabancı bir futbolu ve Türkiye’ye alışması için belli bir zaman gerekecektir. Oysa benim böyle bir ihtiyacım yok. Bonservisimin yüksek olması da beni strese sokan bir konu değil”

“Kayserispor kulüp olarak doğru yatırımlar ve atılımlar yapıyor muydu? Taraftarların kulübe olan desteği nasıldı? Bu konuda Trabzon’da bir fark hissettin mi?”
“Bence Kayserispor’un hataları oldu. Kayserispor’da çok güzel bir grubumuz vardı. Bu grup öyle sanıldığı gibi bölünmelere yol açacak bir oluşum değil, tek bir gruptu. Bu ekip yavaş yavaş dağıtıldı. Önce Bülent Bölükbaşı, daha sonra ben, kaleci Ivankov ve Johnson. Bunun sonucu olarak da takım gerilemeye başladı. Aslında o dönemde çok da iyi gidiyorduk, şampiyonluktan söz ediliyordu. O kadro elde tutulup yanlarına kaliteli takviyeler yapılsa belki şampiyonluk yakalanabilirdi. İnşallah ilerde bunun yüzünden sıkıntı çekmezler. Zaten kadro dağıtıldıktan sonra oynanan futbol da bence o grubun oynadığı futbolun kalitesinde değil. Taraftarların takıma olan ilgisine baktığınızda yine bizim dönemimizde çok yüksek olduğunu ve stadyumun dolduğunu görüyoruz. Şimdi ise taraftarın ilgisinde bir düşüş gözlemliyorum. En son Galatasaray’la oynadıkları maçı izledim. Taraftarlarda önceki dönemlere göre ciddi bir azalma vardı. Bunun sebebini tam olarak bilmiyorum ama umarım düşüş devam etmez. Trabzonspor’da ise bu sezon taraftarların takımdan beklentisi çok yüksek. Ama onlardan ricam bu beklenti takımı strese sokacak düzeye gelmesin. Çünkü yeni ve genç bir takımız. Yensek de yenilsek de bizi desteklerlerse ben inanıyorum ki bu takım çok güzel şeyler başaracak”

“24 sezondur şampiyon olamayan bir takıma gelmiş olmak, bir yandan ağır bir baskı altında da oynamayı kabullenmek anlamına gelmiyor mu?”
“Beni Trabzonspor’a çeken şey de bu özelliğiydi zaten. Galatasaray geçen sezon şampiyon olmuş. Fenerbahçe evvelki sezon bu başarıya ulaşmış. Onlar şampiyonluğa alışkın. Fakat Trabzonspor’u 24 sezon sonra şampiyon yapmak, unutulmazlar arasına girecek bir başarı olacak. “İşte bu kadro şampiyon oldu” denilecek. Bana öyle geliyor ki, bir kez şampiyonluk elde edilebilse, Trabzonspor’un hegemonyasını kurduğu dönemler geri gelecek. Hatta sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da başarı yakalanacağına inanıyorum”

“Umut’la ikinizin benzer özelliklere sahip olduğunuz ve birbirinizi tamamlamadığınız yazılıp çiziliyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun?
“Ben bu iddialara katılmıyorum. Çünkü benzeyen çok özelliğimiz olsa bile birbirimizden farklı olduğumuz noktalar da var. Ben topla haşır neşir olmayı daha çok seviyorum. Bazı zamanlarda orta sahaya gelip top alıyorum. Umut daha çok uzun toplarla arkaya deplase olmayı seviyor. Top saklama özelliğim fazla olmasa da duvar olmayı seviyorum. Arkadaşlarıma gol attırmak da hoşuma gidiyor. Bu anlamda Umut’la bir uyum sorunu yaşayacağımızı düşünmüyorum”

Gençlerbirliği’nde beğenilmeyip Kayserispor’a gönderildiğin dönemde hocan Ersun Yanal’dı. O gün seni istemeyen Yanal, bugün Trabzonspor gibi hedefleri daha büyük bir kulüpte seni takımın kilit noktalarından birisi için istedi. Bu konuda neler söylersin?
“Ersun Hoca’nın beni istemediği doğru değil. O daha takımın başına gelmeden ben kafamda Gençlerbirliği’ni bitirmiştim. Çünkü yönetim beni yeterince desteklemedi. Ligde forma giyerken beni Utku Yılmaz adındaki arkadaşımla birlikte 3. Lig’e kiralık gönderdiler. Oysa beni takımda tutsalar, oynatsalar, ben şimdi Türkiye’de değil Avrupa’da futbol oynuyor olacaktım. Bu durum benim 2-3 yıl zaman kaybetmeme neden oldu. Ersun Hoca geldiğinde onunla 1 ay çalışabildim. Hiç hazırlık maçı da yapmadık, sadece kondisyon ağırlıklı idmanlar yaptık. Hocamız da o dönemde haklı olarak kendi istediği oyuncuları kadroya katmıştı. Kadroda şişkinlik istemiyordu. Ben de takımdan ayrılmak konusunda hevesli olunca olaylar kendiliğinden gelişti. Özetlesek, beni istemeyen Ersun Hoca değil, yönetimdi. Sonuçta Kayserispor’a gittim ve benim için daha iyi oldu. Her şeye rağmen o sezon gitmeyip Ersun Hoca ile çalışsaydım, bana katkısı çok fazla olacaktı”

“Trabzonspor bu sezon oldukça fazla sayıda oyuncu transfer etti. Bu tip takımların uyum sürecini atlatması da kolay olmaz. Bu açıdan baktığında, geldiğin günden bu yana takımın hangi aşamaya ulaştığını söyleyebilirsin?”
“23’e yakın transfer yapılsa da bunlardan 12-13 tanesi A takımda oynuyor. Geri kalanları pilot takımımız Trabzon Karadenizspor’a gönderildi. Geride kalan haftalarda uyum sürecini aşmış gibi gözüksek de hâlâ eksiklerimiz var”

Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş şampiyonluk yarışındaki en önemli rakipleriniz. Bugüne kadar ortaya konulan futbolu ve kadro yapılarını kıyasladığında Trabzonspor’u hangi noktada görüyorsun?
“Şu anda kendimizi ikinci sırada görüyorum. Beşiktaş geçen sezondan kalan, oturmuş bir kadroya sahip. Geçen yıldan beri görev yapan Ertuğrul Sağlam takımın başında. Galatasaray ve Fenerbahçe ise yeni teknik adamlarla anlaştı ve hocaların oyuncularını tanıması belirli bir süre alacak. Bu anlamda ligin en hazır takımı Beşiktaş diyebilirim. Ardından da biz geliyoruz”

“Sezonun en faydalı transferi sana göre kim?
“Bunun cevabını vermek için şu an erken. Sadece Song’un gelmesine çok sevindiğimi söyleyebilirim. Çünkü defansta onun gibi bir oyuncuya ihtiyaç vardı”

“Trabzon’da alışamadığın, farklı bulduğun bir şeyler var mı?
“Farklı bulduğum bir şey yok. Zaten idmandı, maçtı, kamptı derken gezmeye çok vaktimiz olmuyor. Ben zaten çok fazla gezmemeye Kayseri’den alışkınım. Trabzon’da da çoğunlukla evimde vakit geçireceğim gibi gözüküyor. Ağırlıklı olarak yemek ve sinemaya gitmek için dışarı çıkarım”

“Kariyer planlamanda bundan sonrası için neler var?
“Trabzonspor’a gelirken kendime iki senelik bir hedef koydum. Burada çok iyi şeyler başarmak ve daha sonra da Avrupa’ya gitmek istiyorum. İspanya Ligi’ni oyun stilim için de uygun bir lig olarak görüyor ve orada oynamak istiyorum”

“Bu sezonun gol krallığı yarışını nasıl görüyorsun? Kewell, Baros, Güiza, Bobo, Nobre, Holosko gibi yabancı golcülerin yanında sen ve Umut Türk oyuncuları temsil ediyorsunuz. Tabii bir de geçen sezonun gol kralı Semih var”
“Ben şu anda kendime ciddi rakip olarak sadece Semih’i görüyorum. Semih kendini geçen sezonlar içinde çok geliştirdi. İnşallah böyle de devam eder. Bir futbolcunun böyle gelişme göstermesi hem Türk futbolunun önünü açıyor hem de kendi aramızdaki rekabeti artırıyor. Ben formda olduğum zaman yapamayacağım şey yok. Alex’in 19 atarak kral olduğu sezon omzum kırıldı, sakatlandım ve ilk yarıyı 4 golle bitirdim. İkinci yarıda ise 12 gol kaydettim. Yeri geldi sakat sakat oynadım. Gol kralı olduğum sezon 25 gol attım. Geçen sezon en kötü dönemimdi, buna rağmen 11 tane gol attım. O problemleri zaten herkes biliyor”

“Sakatlığını bahane edip oynamadığın söylendi.”
“Ligdeki son 6-7 maçta forma giyemeyince böyle bir iddia ortaya atıldı. Ben böyle bir şeyi niye yapayım? Sonuçta tüm bu gelişmeler yüzünden Avrupa Şampiyonası’nı kaçırdım. Hem maddi hem de manevi olarak büyük kayba uğradım. Transfer olmak için böyle yapıyor dediler ama kasığımda çok ciddi bir yırtık vardı. Bu sezon sakatlık gibi bir şanssızlık yaşanmazsa, 20 gol barajını geçeceğimi düşünüyorum”

“Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında bazı maçlarda oynayamamak seni 2008 Avrupa Şampiyonası’ndan da uzak tuttu. Elemelerde oynayan bir oyuncu böyle önemli bir turnuvanın finallerinde yer alamayınca neler hissediyor?
“Öncelikle o kadroda yer alamadığım için çok üzüldüm. Kayseri’de yaşadığım problemler yüzünden orada yer alamadığımı biliyorum. Her işte bir hayır vardır diye düşünüyorum. Hiçbir zaman geçmişe takılı kalmam, bu yüzden geleceğe umutla bakmayı tercih ediyorum”